19 Şubat 2013 Salı

GERÇEK BİR HİKAYE





Bu paylaşımımda size tarif vermiyeceğim. Onun yerine bir hikaye anlatacağım. Gerçek bir hikaye...

27 kasım 1986 yılıydı. Bir kadın vardı ki karnı burnunda... Ve onun komşuyu sevgili Tenzile Teyze...

Tenzile Teyze evinde kuran okutacakken yardımına karnı burnunda genç kadın koşar. Bu kadın onu çok seven komşusu... Birlikte Tenzile Teyze'nin bahçesinde fırında hamur yaparlar. İş biter, evine dönecek olan döner. Ama bizim koşuşturan karnı burnundamız boş durur mu durmaz :)  Evinde halılarını süpürür, kilimlerini silkeler, evinin tozunu alır. Ağrısı vardır ama umursamaz, çünkü hep ağrısı vardır zaten...

Sonra bir ağrı gelir ki, misafirin geliş çanıdır bu ki bunu anlar. Daha 4 yaşındaki minik oğluna der ki: Oğlum Tenzile Teyze'ni çağır hemen gelsin. Zar zor yürüyen kocaman delikanlımız hemen gider çağırır Tenzile Teyze'yi.. Ve o da koşarak gelir, yanına gerekli kişileri de alarak... Ve de... Misafir de artık dünyaya gözlerini açar, avazı çıktığınca ağlayarak...

Ve yıllar geçer, o misafir 26 yaşına gelir. Öyle bir 26 yaştır ki bu, evlenmiştir bile misafir artık...  Artık evlenmiş barklanmış olsa da unutmaz Tenzile Teyze'sini... Ne o , ne de annesi...

Ve Tenzile Teyze'yle başka anıları olan hala da görüşülen eski komşu ile bir gün Tenzile Teyze'nin kapısı çalınır. Yılların izi yüklenmiş yüzünün yanında, evinden gelen mis gibi temizlik kokusu sarar herkesi... 85 yaşındaydı artık Tenzile Teyze... Yıllar onu yıpratsa da aynı tebessüm vardı hala yüzünde ve görünen diğer şey de yüzündeki mutluluk.. Kalkacak hali yoktur onun, eskisi gibi fırınlamalar yapabilirliği de yoktur. Ancak hala habersiz gidilmesine rağmen evinden akan temizlik kokusu ve hala eski ikram severliği vardır. Ve der ki:

'Kızım... Mutfakta masanın altında şekerler var, onu arkada vitrindeki kaselere koyup getiriverin bir de çay demleyin ben kalkamıyorum. '   Bunu demeden önce de kendi kalkmaya çalışmıştır. Kendi ikramını kendi yapmak istiyor. Gözleri ise yaşlı o ikramı yapmak adına kalkamadığından ve bizi gördüğü için sevincinden... Sonra anlatmaya başlıyor:

Çocukları özellikle kızı çok ısrar etmesine rağmen kendi evinde kalmak istemiş. 'Yaşlıyım kızım... Ay otururken gaz mı kaçırıcam vs diye hep tetikte oluyorum kızım da olsa oğlum da olsa kendi evimin dışında... Çok rahattım kızımda elbet sağolsun, ama burada kendi evimde en rahatım. Elden ayaktan düşmedikçe burada yaşamak istiyorum.' diyordu. Yaşantısını da şöyle tanımlıyordu:

Emekli maaşım var, evim de var çok şükür... Kızım Kütahya'da , ondan burada bir yemek şirketiyle anlaştı, bana yemek getiriyor günlük... Bulaşık da olmuyor böylece... Ve kızım bu elektrikli kaloriferi aldı. Bir göz oda, gördüğünüz gibi çok da iyi ısıtıyor. Yakıyorum elektrikli sobamı, oturup televizyon izliyorum burada... Eve de haftada bir temizliğe biri geliyor. Aslında yemek ve temizlik yapamamak çok zor geliyor bana ama Allah'a şükür yaptırabilecek durumum var. Çocuklarım da komşularım da mutlaka yokluyorlar beni gelip...Ondan sıkılmıyorum da...

Evet sayın izleyenlerim... Burada 27 kasımda dünyaya gelen benim... Ve bu resimler de ona ziyaretimizde bize ikram ettiği şekerler ve bizimle gelen diğer komşunun yanımızda getirdiği yiyecekler. Teyzemin bu anlattıklarından sonra dedim ki. Vay be memleketimin insanı işte... Allah'ım inşallah bana da böyle bir yaşlılık nasip etsin. Kimselere muhtaç olmadan ve kimsesiz de kalmadan! ( Zamanında bir şekilde iyilik ettiği kişilerdir Tenzile Teyze'nin kapısını aşındıranlar)

Komşuluğun, vefanın önemli olduğu geçmiş yıllar şuan bizim neslimizde malesef pek görülememekte... Hele ki çocuklarımız adına düşünemiyorum bile ilerisini.. İnşallah bu durum düzelir diyorum ve biz de hem kapımız boş kalmadan hem de kendi evimizde muhtaçsız hayatımızı idame ettirebiliriz.

Buarada temizlik imandan gelir derler ya... Tenzile Teyze'yi görünce bunu yeniden anladım. Hem namazında hem de kendi de titiz... 85'inde de olsa... Diyebilirsiniz temizlikçi geliyotrmuş olur elbet... Hayır efendim... Pis insan temizlikçi de gelse pistir. Çünkü o tertipi sonrasında idame ettiremez. Ve temiz insanın belli düzeni vardır ve o düzeni bozmaz. Mesela size basit bir örnek:

Tenzile Teyze'den bir etek istedi bizle gelen komşumuz. Dedi ki arka odada sağda sandalyenin altındaki sandıkta...  Şaşırdık kaldık. O sandıkta o etekler, namazlıklar öylesine düzenli dürülmüş ki ve yerini de biliyor. Ama düzensiz kişide bu asla mümkün olamazdı. Şuralardaydı yok buralarda vs... Allah'ım hepimize 85'imizde bile bu tertipte, düzende, temizlikte olmayı nasip etsin inşallah...

Hep temizlik temizlik dedim size başka birşey dah anlatıcağım o günle ilgili... Tenzile Teyze benden eşimin resmini görmeyi istedi, gösterdim. Düğüne gelememişti malum halinden... Çok sevindi eşimi görünce.. Eline doğan torununun eşini de beğenmişti üstüne :) Ve dedi ki benim de resmim var kapı girişindeki sandığın üzerinde.. O sende kalsın hem eşine gösterirsin. Kendi gördü ya, o da onu görsün istedi. Gelinir eşle de elbet ki bayramda gidip bulamamıştık evde, ama bir daha ki gelişte kendi olabilecek miydi o evde? Evet... Düşüncesi tam da buydu. Yaşlılıkla birlikte ölümün soğuk nefesini insanlar daha da ensesinde hissediyor. Böyle hissetmeyen de görmedim üstelik... Demek ki biz de öyle olucağız yaşımız ilerleyince...



Bir ziyaret zor değil diyorum, yaşlılarımızı unutmayalım. İlla akraba olması gerekmiyor, bir gülümsememiz bile onlar için önemli bunu bilelim.
Buarada şekerler de sohbet de çok lezizdi :) Konuştukça konuşasın gelen yaşlılarla sohbetin tadı paha biçilmez diyorum...  Mutlu günler...


2 yorum:

Gurme Şirine dedi ki...

yazını merak ederek okudum :)
demek o çocuk sendin :)
evet yaşlıları her zaman ziyaret etmek lazım :)
bu çok güzel birşey...
eli boş gitmemeik lazım...

çok güzel bir konuya değinmişsin canım...

Emine ME dedi ki...

Yorumundaki cümlelerinden anlayabiliyorum ki, tamamını okumuşsun yazımın ki çok mutlu oldum... Çok teşekkür ederim canım sana, upuzun olmasına karşın bu yazımı okumana... :)